| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Teknolojik Gelişmeler, endüstriyel teknoloji, teknoloji televizyonu,elektironik,aletler,yeni teknoloji,

Teknik Teknolojik Gelişmeler,Teknoloji Hakkında Güncel Başlıklar , donanım,bilgisayar donanım fiyatları,donanım haberleri,donanım hakkında , iyi anakart,gigabyte anakart,gold bilgisayar,haber,haberler,teknoloji ve bilim,teknoloji,bilim,teknoloji ve tasarım sitesi,teknoloji haberleri,bilim haberleri,bilim ve teknoloji,türk bilim,zeka oyunları,

2 "teknoloji" etiketi kullanan gönderi "teknoloji" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Teknolojik Gelişmeler

Bilim ve Teknolojideki Gelişmeler

20. yy bilim ve teknolojinin gelişmesinde altın çağını yakalamış, insan hayatında vazgeçilmez bir rahatlık sağlamıştır. Bilim hiçbir zaman durağanlık göstermemektedir. Bilimin sınırları genişlerken; dünyanın sanıldığı kadar büyük olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde bilim olağanca hızıyla ilerlemekle birlikte insan hayatının olmazsa olmazları arasına girmeyi başarmıştır. Bilimin sonucu olarak ortaya çıkan teknoloji hayatımızı her alanda kolaylaştırmayı başarmıştır.
Bilim ve teknoloji arasında sıkı bir ilişki bulunmakta, birbirlerini tamamlamaktadırlar. Bilimsel çalışmalar uygulamaya elverişli bilgi üreterek teknolojik gelişmeye yol açarken, teknolojik gelişmeler de bilimsel araştırmaların daha uygun şartlarda yapılmasını sağlayarak bilimsel gelişmeyi hızlandırmaktadır .
Rönesans ve reformla birlikte bilimdeki gelişmelerin temelleri atılmış, bilimsel gelişmeyi engellemeye çalışan tüm olumsuzluklar da ortadan kalkmıştır (Kilise ve Dinin Etkisi gibi).
İnsanlar, tanrıbilimsel gerçeklerden sıyrılıp içinde yaşadıkları dünyayı ve bu dünya ile ilgili sorunları keşfetmişlerdir. Bu gibi gelişmelerin sonucunda da bilimsel gelişmeler başlayıp zamanla hız kazanmıştır.
Bilim ve teknolojinin ortaya çıktığı tarihten itibaren insanlar içinde yaşadıkları dünya ile yetinmemişlerdir. Uzayı merak etmişler, uzayın sırlarını çözmek amacıyla gizemli bir yolculuk, sistemli bir çalışma içerisine girmişlerdir. Sıvı yakıtlı motorların bulunması ile uçaklar ulaşım aracı olarak kullanılmaya başlanmış, insanlara uzak gibi görünene mesafeler artık ortadan kalkmıştır. Bunun sonucunda insanların uzaya gitme isteği iyice artmıştır .
Uzayı tanımlayacak olursak; güneşi gezegenleri uyduları, yıldızları, sayısız galaksiyi içine alan boşluktur. Bu sınırsız boşluk içersinde bulunana gök cisimlerinin her biri dünya yüzeyindeki toz parçacıkları kadardır. İlk çağ filozoflarından başlayarak bir çok bilim adamı uzayı tanımlama çabası içerisine girmişlerdir. Örneğin; Galile’nin gök bilimleri ile ilgili çalışmaları olmuştur. Teleskopla gözlemler yapmış, şu anki bilim adamlarımızın bile sonucuna ulaşamadıkları bir araştırma çizgisini başlatmıştır. Kepler ise; gezegenlerin yörüngelerinin üzerine çalışmalar yapmış, elips şeklindeki hareketleri saptamayı başarmıştır.
Günümüzde ise uzaya ulaşma çabası dünya üzerinde milletler arası çatışmaya yol açmakta, hızlı bir yarışın olmasına neden olmaktadır.
“İlk aya yolculuk planlarının NASA başlatmıştır. Başka John F. Kennedy’nin 25 Mayıs 1961’de kongrede bir özel oturumda yaptığı konuşmada “önümüzdeki 10 yıl içinde bir adamın aya gitmeyi ve dünyaya dönmeyi başaracağına inanıyorum” sözleri bu çalışmaların daha da hızlandırmıştır soğuk savaş döneminde uzay çalışmaları konusunda da Sovyetler Birliği ile yarışan Amerika uzay harcamaları için büyük bütçeler ayırıyordu. Aya gönderilecek uzaya aracı için çalışmalar uzun bir süre devam etti. Bu çalışmalar sırasında yapılan test uçuşlarından birinde NASA 3 astronotunu kaybett.”
“Sonunda 16 Temmuz 1969’da Neil Armstrong, Edwin Aldrin Jr. ve Micheal Collins adlı üç astronotu taşıyan Apollo 11 tarihe geçecek ay yolculuğuna çıktı. Apollo 11, 19 Temmuz’da ay yörüngesine girdi. Kartal(EAGLE) adlı modül ay yüzeyine başarıyla indi ve Armstrong aya ayak basan ilk insan olarak tarihe geçti. Armstrong’un ardından Edwin Aldrin’de yüzeye indi. Ay toprağından örnekler alan, bazı bilimsel deneyler yapan ve Amerikan bayrağını aya diken iki astronot görevlerini başarıyla tamamlayarak dünyaya döndüler”
İlk aya yolculuğun tamamlanmasının ardından tartışmalar da başladı. Bu tartışmalara sonunda uzayda yaşam olup olmadığı konusu üzerinde durulmaya başlandı. İnsanın bir ortamda hayatını devam ettirmesi için; atmosfer, radyasyon ve yerçekiminin bulunması gerekmektedir. Özellikle atmosfer canlı yaşamı için çok önemlidir.
Dünyamızda %78 oranında azot, %21 oranında oksijen bulunmaktadır. Uzay boşluğunda ise hava olmayıp sadece bir miktar gaz bulunmaktadır. Bu nedenle uzaya giden araçların içerisinde hava tankları bulunmaktadır. Uzay tamamen soğuktur. İnsan ise sadece belirli sıcaklık ölçütleri içersinde yaşayabilmektedir. Bu nedenle uzay aracında ısı sistemi de olmalıdır.
İnsan oğlu çıplak iken uzay boşluğunda kalıcı zarar görmeden 30 saniye kadar yaşayabilir. Nefesinin tutmamak kaydıyla 30 saniye boşlukta kalan insan patlamaz, donmaz ve bilinci tamamını kaybetmez. 30 saniye sonlarında oksijen yokluğu sonucu bilinç kaybı oluşmaya başlar. 1 veya 2 dakika sonra ise yaşam faaliyetleri tamamen durur ve insan hayatını kaybeder.
Uzayda karşılaşacağımız diğer bir sorun ise yer çekimidir. Dünyadan uzaklaştıkça yer çekimi azalmaktadır. Aralarında ters bir orantı vardır. bu yüzden uzayda yer çekimi yoktur.
Günümüzde insanlığın ortak amacı her şeyden haberdar olma, uzayın tüm olanaklarından yararlanmaktır. Şu anda uzayda Türksat adlı bir uydumuz bulunmaktadır. Uydumuz sayesinde haberleşmenin gücü hızla artmıştır.
İletişim kurmanın en kolay yolu konuşmaktan geçer. Karşımızdaki insanların duygularımızı ve isteklerimizi anlatmanın diğer bir yolu da el kol hareketleridir. Fakat bunların dışında da ilkle haberleşme yolarlı vardır: Atlı elçilerle, dumanla ve güvercinler gibi.
Karadeniz Bölgesi’nde bulunan köylerimizin bazılarında yer şekillerinin de etkisi ile dağınık yerleşme görülmektedir. Evler arasındaki mesafe uzak odlundan dolayı insanlar ıslıklarla iletişim kurmaktadırlar. Her ıslık tonu başka bir ablam ifade eder. Fakat sadece insanlar için değil toplumlar içinde iletişimin önemi büyüktür.
İnsanların uzaktan haberleşmesine imkan veren teknik araçlar Fransız Devrimi’nden hemen sonra optik telgrafın bulunması ile gelişim sürecine girdi.
1837’de elektrikli telgrafın bulunması ile iletişim çağı başlamıştır.
Telefon 1876 yılında Graham Bell tarafından bulundu. İnsan sesinin iletiminde önce ülke içerisinde daha sonra da ülkeler arasında yayılmasına imkan verdi. Bu yenilik bir çok kaygıyı da beraberinde getirdi. ABD’de benimsendi ve daha sonra ülkeler arasında yayılmaya başladı. 19. yy’da etkileşim ağları kurulmaya, insanlar arasındaki etkileşim gelişmeye başladı.
“Tarihte ilk ses kaydı 1877 yılında Thomas Edison tarafından yapılmıştı. Son 20 yılda yaşanan gelişme ise gerek ses kalitesinde gerekse şiddetle kayıt sisteminde mükemmeli yakalamayı hedeflemektedir”
İnsanlar, aralarındaki mesafe ne kadar uzak olursa olsun birbirleri ile kolayca iletişim kurmaktadırlar. Örneğin; bir faks makinesi birkaç dakika önce Türkiye’de bir fotoğrafı yayınlarken birkaç dakika sonra New York veya Tokyo’da yayınlayabilmektedir.
20. yy’daki en büyük gelişme hiç kuşkusuz bilgisayar teknolojisinde yaşanmıştır. İnternet ağının kurulması sonucunda bilgisayar ve internet; evlerimizi, işyerimize hatta günlük hayatımıza kadar girmeyi başarmıştır. Bilgisayar teknolojisi beraberinde çok büyük yenilikler ve kolaylıklar getirmişti. Örneğin; bilgisayar hayatımıza girmeden önce para yatırma işlemleri için bankalarda saatlerce sıra beklerken şu anda internet sayesinde işlemlerimizi en kısa zamanda gerçekleştirebilmekteyiz.
Biliyoruz ki bu teknoloji burada kalmayacak, insanlar yaşadığı sürece teknoloji de ilerleyecektir. Şu an bize hayal gibi gelen çoğu araçlar hayatımıza girecek ve hayatımızı kolaylaştırmaya devam edecektir.

MADENİ İLK BULAN KİMDİR

En parlak zekâlar bile maden işine aşağılayıcı bir eylem gözüyle bakmışlardı. Platon ve Arşimet’in, ‘yağ makinelere karşı pek küçümser tutum takındıklarını düşün­mek de, yeterli fikir verebilir. Onlara göre; insana değer yüksek düzey­deki uğraşılar ancak maddeden uzak ve düşünsel plandaki eylemler, yani metafizik, matematik vb. konular olabilirdi.

Ne var ki, o güne kadar toplum­da saygı gören bilginlerin, din adamlannın ve soyluların yanında yepyeni bir kesim doğuyor ve tuzla en üst dü­zey insanı olma yolunda ilerliyordu: Anamalcı kent-soylü. Bu kesim ağır bastığında ötekilerle kıyaslanamaya­cak kadar etkili oluyordu. Bu dorumda tekniğe özel bir ilgi göstermekten, skolastik düşünüşün “Bizansvari” boş tartışmaktansa burun kıvırmaktan başka ne yapılabilirdi? Rönesans’ın bu Fuggerleri, Carnegieleri, Basil Zaharoffları deniz ticaretinden ve maden işletme­lerinden elde ettikleri inanılmaz ka­zançları aracılığında olağan dışı bir güce sahip olmuşlardı. Elbette gemi yapım işlerine,yem ladenlerin keş­fine ve yüksek fırınlar yapımına her şeyden çofe.önem vereceklerdi. . Kendi kendilerine çalışıp bilim öğrenen bu kişilerin düşüncelerinin ürünlerini vermesivjçin DescarteS ve Galile’yi beklemek gerekti. Bununla birlikte I. Francois’nın egemenlik yıllarından başlayarak en parlak zekâ­lar da artık teknik icatlarla ilgi duy­maya hâlâ hor görü­len uğraş sayılsaydı, Leonardo da Vinci bunlara kendisini böylesine verir miydi? Leonardo da Vinci (1452-1519), Rönesans’ı örnek bir tipi olarak kar­şımıza çıkmaktadır. Aslında ne bilgin­di, ne teknisyen ve ne de bir ünlü bil­ge.Yalnızca olağanüstü zekasıyla çeşitli alanlara ışık saçan yarı bilisiz bir dâhi ve bilimde olduğu kadar edebiyatta da kendi kendini yetiştirmiş bir denemeciydi. Büyük, ressam, bu nedenle hiçbir zaman büyük bir bil­gin olamadı. Sezgileri yoluyla yalnız kâğıt üzerinde kalan üç yüze yakın icadın tohumunu attı. Cehaletim, bilimsel bir temele sahi] bunların hemen hemen de gerçekleştiremedi.1952′de Paris’te “Keşifler Sara)V-’ada sergilenen el yazmaları ampirik dehasının bu çok belirgin yönünü gösterir. Buharlı toplar, istihkâm gi­bi askerirdaki incelemelerU kana} şebekeleri ve bataklıkların kurutulan saat masası, sayaç gibi me­kaniksorunlar üzerindeki uygulanan çok yönlü dehasının ürünleridir. Çağının teknik düzeyi V’tnci’nin birçok konulardaki tasarımla­rını gerçekleştirmeye yeterli değildi. Ancak “yapma kuş” gibi birçok ta­sarımları da tutarsızlıktan Öteye gide­mezdi.
Arşimet ve Vinci zekâlarının derinligi, teknik icatlarının verimliliği in­sanı şîyen iki dâhi ol­makla birlikte, birhirlerindenıdeğişik kişilerdi Sırakusalılara icatlarını, özellikle Romalı askerlerin acısını duyduğu madiiesel gerçekler haline getirebilmişlerdi. Çünkü Arşimet bi­lime ve kurucusu olduğu statiğe, dayamyordu Sezgi, gözlem vedeneylerden hareket eden Floransalının icatlarıysa, bilimin bunları değerlendiren bilecek düzeye ulaşmamış olmasından ötürü, birer taslak halinde kaldı. An­cak 1634′te Belçikalı Stevin’in orta­ya koyacağı “güçlerin bileşimi” ilkesi olmadan bir saiıtrfüjlü pompanın pla­nım uygulama olanağı var mıydı; gerçekten de gücünün na­sıl işlediği, Vinci’nin döneminde de bilinmekteydi.

teknoloji nedir,teknolojix,teknoloji ve tasarım,teknolojinin yararları,teknoloji haberleri,teknolojinin zararları,teknolojinin faydaları,bilim ve teknoloji, son dakika haberleri, bilim teknik, sinema, müzik, kitap, bilim, bilim ve teknik, bilim teknik, teknoloji, endüstriyel teknoloji, teknoloji televizyonu, Bilim ve Teknolojileri Üzerine Güncel Haberler, Makaleler, İncelemeler, Linux haberleri Kısaca Teknoloji Haberleri, Msn 9.0, Windows Live Messenger 9.0, Messenger 9.0, Messenger Plus türkçe, teknoloji haberleri, donanım haberleri, Mobil teknoloji, yazılım haberleri , Bilim,Bilim Haberleri,Bilim ve Teknoloji,Teknoloji Haberleri,Donanım,Donanım Haberleri,